ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR ve AİLELERİ

Otizmli Çocuklara Neden Zihin Kuramı Becerilerini Öğretmeliyiz?
22 Ocak 2019
Tümünü Göster

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR ve AİLELERİ

Özel Gereksinimli Çocukların Aileye Etkisi

Aile bireylerinden birisinde şeker gibi kronik bir rahatsızlığın ortaya çıkması veya çocuklardan birinde öğrenme güçlüğü, otizm gibi özel eğitim gerektiren bir farklılık olduğunun anlaşılması ailedeki bütün bireyleri etkiler. Çocuğun özel gereksinimli olduğunun belirlendiği durumlarda ise anne-babalar şok, üzüntü, hayal kırıklığı, suçluluk gibi birçok karmaşık duyguyu bir arada yaşar (Mc Cabe, 2008; Varol, 2005)). Bu gibi durumlarda, ailedeki ilişkiler ve işleyiş, dolayısıyla bireylerin ve eşlerin hayatı ciddi şekilde bundan etkilenebilir (Snyder ve Whisman, 2004). Bu süreçte, anne-babalar yoğun bir kaygı içerisinde olabilir, eşler arasındaki ilişkiler ve kardeş ilişkileri alışılmamış düzeyde stresli dönemler yaşayabilir ve bu süreçte ilişkiler yeniden düzenlenmelidir (McGoldrick et al., 2011). Örneğin, otizm tanısı alındığında, ailelerin tıbbi ve diğer tanısal bilgileri anlamak, uzmanlardan ve servislerden çocuklarının gereksinimleri için yardım almak ve bunları finansa edebilmek gibi birçok yeni görevi sürekli başarmak zorunda kalacağı öngörülebilir (Guralnick, 2000; Minnes, 1988).
Anne-babalar, arkadaşları, yakınlarının çocuklarının özelliklerine verdikleri tepkilerin niteliğinden etkilenir. Anne-babalar, çevreden olumsuz tepki aldıklarında veya çevrenin acıyan bakışlarıyla karşılaştıklarında rahatsızlık duyduklarını ve çevre ile ilişkilerini en aza indirdiklerini belirtmektedir (Karadağ, 2009; Sardohan-Yıldırım ve Akçamete, 2014; Wang ve Michaels, 2010). Aileler, çocukları okul öncesi eğitime veya ilkokula başladığında diğer çocukların dışlayıcı davranışlarına maruz kalabilmektedir (Burcu, 2007; Çopuroğlu ve Mengi, 2014; Girli, 2018). Örneğin, özel öğrenme güçlüğü olan çocukların okulda ilk defa fark edildiği süreç anne-baba için bir stres kaynağı haline gelmekte ve tutarsız ebeveynlik gibi olumsuz aile dinamiklerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (O’Hara ve Levy, 1984). Bazı çalışmalarda, otizmli çocukların anne babalarının, sağlıklı çocukların anne babalarına göre aile içinde daha sık iletişim sorunları ve çatışma yaşadıkları (Sivberg, 2002) gözlenmektedir. Özellikle, annelerin, özel gereksinimli çocuğu olmayan annelere göre daha çok stres altında oldukları ve bazı ruhsal problemler (Esdaile ve Greenwood, 2003, Macias, Saylor, Rowe ve Bell, 2003) yaşadıkları belirtilmektedir.

Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda da özel gereksinimli çocuğa sahip olan annelerin yaşadıkları zorluklara rağmen pozitif bir bakış açısına sahip oldukları ve yaşadıkları zorlukların onları olumlu yönde dönüştürdüğü (Flaherty ve Glidden 2000; Hasting, Allen, McDermott ve Still, 2002; Hastings ve Taunt, 2002; Scorgie, Wilgosh ve Sobsey, 2004) ifade edilmektedir. Otizmli ve gelişimsel yetersiz çocuğu olan anneleri/bakım verenleri strese karşı koruyan faktörlerin, dayanıklılık ve iyimserlik ile ilişkili olduğu birçok çalışmada belirlenmiştir (Halstead, Ekas, Hastings ve Griffith, 2018; Lindsey ve Barry, 2018). Özellikle, son 20 yılda yapılan çalışmalar, özel gereksinimli çocuğun her zaman ailede bir trajedi olarak görülmediğini ve ailenin genel sağlığını negatif etkilemediğini göstermektedir (Risdal ve Singer, 2004).

Çalışmalar, özel gereksinimli çocuğun gereksinimlerinin etkili bir şekilde karşılanabilmesi için, tüm ailenin gereksinimlerinin anlaşılması gerektiğini göstermiştir (Özdemir, 2007). Ailelerin en çok, çocuklarının özel gereksiniminin özelliklerini, sağlık, eğitim konusunda ne gibi sorunlar yaşayabileceklerini ve çocuklarının gelişimine nasıl katkıda bulunabileceklerini öğrenmek istedikleri gözlemlenmiştir. Örneğin, otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların aileleri, terapi ve tedavi, iyi bir eğitim, çocuğu yardıma gereksinim duyduğunda ailenin uygulayabileceği profesyonel öneriler veya danışma servisleri, çocuğundaki farklılıklar ve çocuğunun yaşadığı zorluklar hakkında konuşma, çocuğu problem davranışlar sergilediğinde yapması gerekenleri bilme, çocuğunun eğitimsel ilerlemeleri hakkında bilgiye (Siklos ve Kerns, 2006) gereksinim duymaktadır.

Ailenin tanı sürecinden itibaren çocuklarının eğitim-rehabilitasyon sürecinde merkezi bir rolü olmasını sağlamak amacıyla 70 li yıllarda Amerika ve Avrupa’da birçok ülkede yapılan yasal düzenlemeler, Türkiye’de de 1997 de, 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmıştır. Bu yasa ve ilgili yönetmelikler, genelgelerde özel eğitim sürecinde ailenin merkezi rolüne ve aile eğitimine geçmiş düzenlemelerden daha fazla yer verilmiştir. Aileye yönelik eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır, ancak uygulamada bu yasal düzenlemelere uyulmadığı gözlenmektedir.

Özel Eğitim-Rehabilitasyon Sürecinde Ailelerin Yeri ve Rolü

Tanı aşamasından yetişkinlik yaşamına her yaş ve eğitim basamağında çocukların gelişimlerinin desteklenmesi, okulda başarısının artmasında ailenin merkezi yeri ve rolünün olduğu birçok çalışma ile gösterilmiştir. Ayrıca, çocuklarının yetersizliği olan alanlarda desteklenmesi, yeni beceriler kazandırılması, daha sonra ortaya çıkabilecek gelişimsel problemlerin önlenmesi ve olumlu değişiklikler yaratabilmek için tüm aile sisteminin desteklenmesi gerekmektedir (Odom, Yoder ve Hill, 1988; akt. Girli, 2004). Aile merkezli müdahale yaklaşımı ile yürütülen çalışmalar, anne-babaların öz yeterliliklerini arttırma açısından yararlı olmaktadır. Ayrıca, eğitim sürecine katılımdan sağlanan doyum ve çocuk yetiştirme becerileri, kişisel ve ailesel iyi olma, sosyal destek algısı açısından anne-bbalara yararlı olmaktadır. Ayrıca, çocuğun bilişsel, duygusal, sosyal, psikomotor ve dil becerilerindeki gelişiminde ve işlevselliğinde önemli ilerlemeler sağlamada etkili olduğu görülmüştür (Dunst, Trivette ve Hamby, 2007).

Okul öncesi eğitimden itibaren, eğitim sürecine aile katılımı, öğrenme sürecinin ev ortamında aile tarafından desteklenmesini, sınıftaki işleyiş hakkında öğretmenlerle iş birliği oluşturulmasını, aileye yeterlik kazandırılması açısından önemlidir (Epstein ve Sheldon, 2006). Bazı aileler, bir öğretmen gibi çocuklarının eğitimine aktif olarak katılma konusunda daha başarılı olabilirken, bazı aileler evde çocuğun öğrenmesini teşvik edici ortam ve yaşantılar oluşturma konusunda daha başarılı olmaktadır. Bazı aileler ise her iki katkıyı da etkili bir şekilde yapabilmektedir.

Psikolog. Dr. Alev Girli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir