Özel Eğitim Kurumu Seçerken Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?

İNANILMAZ 1-5 ÖLÇEĞİ
17 Nisan 2018
Problem Davranışlara Müdahale
17 Nisan 2018
Tümünü Göster

Özel Eğitim Kurumu Seçerken Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?

Özel Eğitim Kurumu Seçerken Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?

 

Yrd. Doç.Dr. Alev Girli

 

Özel eğitim kurumlarının sayısı hızla artıyor. 1997 yılında devletin Emekliği Sandığına bağlı çalışan ailelerin çocuklarına ödediği “özel eğitim yardımı” nı SSK’lı ailelerin çocukları için ödemeye başlamasıyla da, çok hızlı artmıştı eğitim kurumları. Şimdi benzer bir süreç, 2006 da çıkan “Özürlüler Yasası” ile Bağ-Kur’lu veya sosyal güvenliği olmayan ailelerin çocuklarının da bu yardımdan yararlanmaya başlaması ile yaşanıyor. Özel eğitim alması gereken bütün çocuklarımızın, ailelerinin sosyal güvenlik durumlarına bakılmaksızın bu haktan yararlanıyor olması ve özel eğitim alan çocuklarımızın sayılarının hızla artıyor olası çok önemli ve sevindirici bir gelişme.Ne yazık ki bu hızlı artışa rağmen, devlet ve özel kurumlardan eğitim alanlar 8 milyon özürlüden 198 bin kişi ile %3.9 oranında. Bu oran gerçekten hepimizin, bu ülkenin yurttaşları olarak utanmasını ve üzerinde düşünmesini gerektirecek düzeyde düşük bir orandır.

Her hızlı gelişme gibi eğitim alanların sayılarının ve buna bağlı olarak okulların sayısının hızlı artışı beraberinde pek çok sorun getiriyor. Bunların içinde en önemlisi ve pek çok sorunun ana kaynağını oluşturan “eğitimin kalitesi” neleri içeriyor diye baktığımızda, bu alanda bilimsel olarak kabul edilen faktörlerin;

 

  • Eğitim ortamı, materyaller ve diğer eğitim donanımı,
  • Eğitim programları,
  • Eğitim personeli (özel yetiştirilmiş/ eğitilmiş elemanlar)’ nin niteliği,
  • Aile danışmanlığı-rehberliği; okul- aile işbirliği,

olduğu bilinmektedir. Bu faktörleri biraz açıklayarak nelere dikkat etmemiz gerektiğini daha net, daha açık hale getirmeye çalışalım.

 

  • Eğitim ortamı, materyaller ve diğer eğitim donanımı:

Her yetersizliğin özelliklerine, farklı yaşlara ve farklı eğitim programlarına özgü eğitim ortamlarına, donanıma ve materyallere gereksinim vardır. Çocukların yaşına uygun masa ve sandalyeler, yerde çalışma ve oyunlara uygun minder vb malzemeler. Çocuğun yalnız masada değil motor beceriler ve oyunlarda hareket edebilmesine olanak verecek büyüklükte eğitim odaları olması önemlidir. Çocukla sadece masada çalışmaya izin verecek ölçüde küçük bir oda uygun değildir.

İşitme engelli bir çocuk için yalıtılmış sınıflar ve çok fazla görsel materyale gereksinim varken, otistik bir çocuk için uyaranları minimum yalın eğitim odaları daha uygundur. Kullanılan programa uygun çeşitli materyaller olması çocuğun öğrenmesi için gerekli motivasyon ve genelleme çalışmaları için önemlidir.

Ailenin çocuğun çalışmasını izleyebileceği kamera sistemi veya gözlem penceresi olması, birlikte çalışmaları izlemek, ev çalışmalarında öğretmenle işbirliğini sağlamak açısından önemlidir.

Bilgisayarın her yaş grubundaki çocuk için etkili kullanımının eğitime yararı tartışmasız kabul edilmektedir. Kavram öğreniminden, yazı çalışmasına, dikkat ve algılama çalışmalarına kadar her alanda bilgisayarın etkili kullanılabilmesi için yeterince bilgisayar olmalıdır.

Yarım ya da tam günlük eğitim veren okullarda bahçenin yeterli büyüklükte olması ve çocukların oynayabilecekleri oyuncakların olması önemlidir. Bahçesi olmayan bir apartmanla sınırlı tam günlük bir okulun, oyun ve beden eğitimi için yeterli olduğunu söylemenin gerçekçi olmayacağı açıktır.

 

  • Eğitim Programları:

Özel eğitimde, özür türlerine, yaşlara, gereksinimlere göre farklı programlar kullanılmaktadır. 0-6 yaş erken çocukluk için olan bir zihin engelliler programının kullanılabilme sınırı maksimum 12 yaşa kadar olmasına rağmen pek çok kurumun bu programları 15-20 yaşındaki bireyler için bile kullandığı gözlemlenebilmektedir. Her yaşın gereksinimlerinin faklılaştığı unutulmamalıdır.

Özrün derecesi çocuğun öğrenebileceği becerilerin içeriğini ve gelişme sınırlarını belirler. Bu konuda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan bazı eğitimcilerin uygun olmayan programları kullanabildikleri, örneğin ağır zihin engelli bir çocukla akademik becerileri çalıştıkları kurumlar olabildiği bilinmektedir.

Özürün türüne uygun programların kullanılması da çok önemlidir, örneğin zihin engelliler için uygun olan bir programın işitme veya otistik çocuklar için kullanımı yeterli değildir. Mutlaka yetersizliğin özelliklerini dikkate alarak geliştirilmiş spesifik programlara gereksinim vardır. Bu nedenle örneğin, her çocuğa ve her yaşa Portage kullanmanın uygun olmadığını aileler bilmelidir. Özellikle görme, işitme, spastik, zihin engelli, otistik her özür grubuyla çalışan kurumlar bu anlamda dikkatle irdelenmelidir.

 

  • Eğitimcilerin niteliği:

Ülkemizde henüz okulların ihtiyacını karşılayacak sayıda özel eğitim öğretmeni yetişmemektedir. MEB kurslarla sınıf öğretmenlerini eğiterek özel eğitim öğretmeni olarak atamaktadır. Bu eğitimcilerin akademik becerilerin eğitimi dışında eğitim verebilmeleri için bu programların eğitimini almaları sağlanmalıdır.

Psikolog, çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı veya okul öncesi öğretmenlerinin kullandıkları programlar için kimlerden ne kadar süre eğitim aldığı, hangi eğitim programlarına katıldığı ve kurumunda hizmet içi eğitim alıp almadığı sorgulanmalıdır.

Okul yöneticisi, okuldaki eğitimcileri eğitecek, süpervize edebilecek ve eğitim hedefleri ve programlarını eğitimcilerle birlikte yürütebilecek donanımda olmalıdır. Lisans eğitimi, uzmanlık alanları, katıldığı eğitimler, özel eğitimde çalışma süresi ve deneyimleri sorgulanmalıdır.

Okul müdürü ve eğitimcilerin, bilimsel gelişmeleri, yayınları izleme, kongrelere katılma, yaptıkları eğitimin etkili olup olmadığını araştırma gibi mesleki yeterliliklerini geliştiren çalışmalar içinde olup olmamalarının niteliklerinin önemli bir göstergesi olduğunu unutmayınız.

Meslekten olmayan kişiler tarafından açılmış pek çok kurumda, okul müdürleri diplomalarını kullandıran kişi konumunda olup, derslere girmekte, okulda eğitimcilerin yönetimi ve aile görüşmeleri kurucular tarafından yürütülmektedir. Bu nedenle her eğitimci kendi bildiğini uygulamakta, kurumsal bir eğitim sistemi, değerlendirme ve takip sistemi oluşturulamamaktadır. Aileler mutlaka çocuklarının eğitimi hakkında görüştükleri kişilerin mesleğini, daha önce ne iş yaptığını ve niye bu alana yöneldiğini, eğitimsel özgeçmişlerini sorgulamalıdır.

Çocuğunuzu değerlendirmeden ilk görüşmede 6 ayda konuştururuz, okumayı öğretiriz gibi gerçek dışı vaatlerde bulunan kişilere kuşkuyla yaklaşılmalıdır. Özel eğitimde hedeflerin çocuğu tanıdıkça adım adım belirlenmesi gerektiği unutulmamalıdır.

 

  • Okul-aile işbirliği, aile danışmanlığı-rehberliği,

a-okul-aile işbirliği:

Batıda, özel eğitimde 1970 yıllardan bu yana çocuk merkezli eğitim yaklaşımı yerine, aile merkezli yaklaşımlar tercih edilmektedir. Bu yaklaşımın çocukların gelişimini daha hızlandırdığı araştırmalarla belirlenmiştir. Bu nedenle, aileler çocuklarının eğitimlerinin bir parçası olmalı, eğitimcileriyle işbirliği içinde olmalı, ev çalışmaları ile çocuğunun eğitiminde aktif rol almalıdır.

Çocuğunuzun eğitiminin sonuçlarını değerlendirmek amacıyla, gelişimleri hakkında daha ayrıntılı bilgi almak amacıyla 3-6 aylık periyotlarla aile toplantısı yapılması çok önemlidir. Her seanstan sonra eğitimci ile yapılan yüz yüze görüşme günlük çalışmalar için önemlidir ancak yeterli değildir. Değerlendirme toplantıları çocuğunuzla ilgili gelişmeleri izlemek ve çocuğunuzla ilgili sorularınıza yanıt almak için mutlaka düzenli olarak kurumunuzun eğitim müdürü/koordinatörü tarafından yapılmalıdır. Kurumları değerlendirirken, yalnızca çocukları değil ailelerini de eğitmesi gerektiğini, bunu sağlamak için neler yaptığını sorgulamak bu nedenle önemlidir.

b-Aile danışmanlığı,

Anne-babalar çocuklarının yetersizliğinin yol açtığı sorunlar nedeniyle zaman zaman kaygılı, umutsuz, yorgun ve üzgün olabilir. Aile bireylerinden bazıları, kardeşler, anne veya baba bu duygularla baş etmede zorluk yaşıyor olabilir. Bazı aileler duygusal desteğe, psikolojik danışmanlığa gereksinim duyabilir. Ailelerin, bu desteği almadıkça, çocuklarının gelişimine yeterince katılabilecek güce sahip olmadıkları araştırmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle, kurumlarda aile danışmanlığı, destek grupları çalışmalarını yürütebilecek donanımlara sahip uzmanların olup olmadığı önemlidir.

 

Kurumların niteliğinin devlet tarafından yeterince denetlenemediği bir gerçektir. Bu nedenle sorumluluğunun bilincinde ve mesleki etik kuralları bilen ve uygulayan kurumlarla, bu alanı sadece iyi bir yatırım alanı olarak düşünen kişi ve kurumları birbirinden ayırtdetmek önemlidir.

Aile olarak çocuklarınız için eğitim merkezi seçerken, güvendiğiniz kişi ve kurumların önerilerini mutlaka almak önemlidir. Çocuklarınızın tanı ve yönlendirme sürecinde, eğitsel değerlendirme için Rehberlik Araştırma Merkezinden rapor almanın yasal zorunluluk haline getirilmesinden sonra, bu kurumlarda görevli olan kişilerin özel eğitim kurumlarına ortak olma veya bazı kurumlara yönlendirme yapma eğilimleri sık sık gözlemlenmektedir. Bu nedenle önerilen kurumu neden önerdiği, organik bağı olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Ailelerin, merkezleri mutlaka gezip bu kriterlerin olup olmadığını kontrol etmeleri, sorularına ve beklentilerine yeterince cevap verebilecek, çocuğunu en iyi eğitecek, zamanını en iyi değerlendirecek kurumu bulmak için biraz araştırma yapmalarının önemli ve zorunlu olduğu ise tartışma gerektirmeyecek bir gerçektir.

Kurumların kalitesinin artmasını sağlayacak ve onları en iyi denetleyecek olanların siz aileler olduğunu unutmayınız, hepinize kolay gelsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir