anasayfa   |   yönetici giriÅŸi   |   web mail   |   site haritasi

OTİSTİK VE ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN AİLELERİN STRESLE BAŞETME YOLLARI: ANNE-BABA FARKLILIKLARI
 
Uzm. Psk. Arzu YURDAKUL,    Uzm. Psk. Alev GİRLİ,    Psk. Dr. Mustafa ÖZEKES,    Psk. Murat SARISOY
 
ÖZET
Engelli çocuÄŸu olan ailelerin kronik stres yaÅŸadıkları ve bu stresin doÄŸurduÄŸu depresyon, kaygı, bozuk aile ve evlilik iliÅŸkileri Batı literatüründe birçok araÅŸtırmada incelenmiÅŸtir. Ülkemizde ise, engelli çocuÄŸu olan ailelerin stres düzeyini inceleyen çalışmalar olmasına raÄŸmen, stresle baÅŸetme yöntemleri henüz incelenmemiÅŸtir. Bu araÅŸtırmada, otistik (n= 54) ve zihinsel engelli (n=79) çocuÄŸu olan ebeveynlerin engelli çocuÄŸa sahip olmanın ve onu yetiÅŸtirmenin verdiÄŸi stresi, bu stresle nasıl baÅŸettikleri ve anne-baba farklılıkları araÅŸtırılmaktadır. Nolan (1995)’ın geliÅŸtirdiÄŸi ‘Kronik Bir Hastaya Bakmakla Yükümlü Olanların BaÅŸetme Yöntemleri ÖlçeÄŸi’ Türkçe’ye Yurdakul ve arkadaÅŸları tarafından (1998) uyarlanmıştır. Bu ölçek, araÅŸtırma örnekleminde uygulanmadan önce standardizasyon çalışması yine engelli çocuÄŸa sahip olan ebeveynlerle (n=89) yapılmıştır. Zihinsel engelli ve otistik çocuÄŸa sahip olan anne-babaların en çok kullandıkları yöntemler problemi çözmeyi yönelik yöntemler olup, çocuÄŸun ne kadar süreden beri eÄŸitim aldığı ve özrünün derecesi farklı baÅŸetme yöntemlerini etkilemektedirler. En az kullanılan yöntemler ise stresin belirtilerini azaltmaya yönelik yöntemlerdir. Stres düzeyi ağır engelli ve otistik çocukların ebeveynlerinde eÄŸitilebilir çocukların ebeveynlerine göre anlamlı olarak farklı çıkmıştır. Stres düzeyinin artması ile ebeveynler problemi çözmeye yönelik yöntemleri daha az kullanmaktadırlar. Bütün grupta hem anneler hem de babalar tarafında en fazla kullanılan yöntemler, problem hakkında olabildiÄŸince çok bilgi edinmek, problemi çözmek için her yolu denemek, ev ortamını iÅŸleri kolaylaÅŸtıracak biçimde düzenlemektir. En az kullanılan baÅŸetme yöntemi ise diÅŸ gıcırdatıp iÅŸe devam etmektir.  Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

ZİHİNSEL ENGELLİ VE OTİSTİK ÇOCUKLARIN EBEVEYNLERİNE YÖNELİK GRUP DANIŞMANLIĞININ DEPRESYON, BENLİK SAYGISI VE TUTUMLARI ÜZERİNE ETKİSİ
 
 Uzm. Psk. Alev GİRLİ, Uzm. Psk. Arzu YURDAKUL, Psk. Murat SARISOY, Psk. Dr. Mustafa ÖZEKES
 
 Ã–ZET
Ailede engelli bir çocuğun doğumu, üyelerin yaşamlarını, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyen bir durumdur. Çocuğun engeli nedeniyle suçluluk ve keder duymak, engelin çeşitli yönleriyle başetmede yetersizlik duygusu yaşamak, çocuğu aşırı korumak ya da engeli inkar gibi olumsuz yaşantılar ailenin alışagelmiş işleyişini bozabilir (Werth ve Oseroft, 1987).
Bu çalışmanın amacı zihinsel engelli ve otistik çocuğu olan ebeveynlerin bilgi ve psikolojik destek gereksinimlerini karşılamaya yönelik grup danışmanlığının etkisini belirlemektir. Bu amaçla Beck Depresyon Ölçeği, ADTP Tutum Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği zihinsel engelli çocuğu olan 96 ve otistik çocuğu olan 66 anne-babaya verilmiştir. Uygulama grubu otistik çocuğu olan, n=17
(9 Anne, 8 Baba), zihinsel engelli çocuÄŸu olan, n=9 (5 Anne, 4 Baba)’dur. 4’er saatlik 6 oturum yapılmıştır. Aileleri bilgilendirmek için yapılan 2 oturumda video film ve yazılı materyal kullanılmıştır. Psikolojik destek amaçlı dört oturumda, ailelerin engelli çocuklarıyla ilgili yaÅŸadıkları duyguları, annelik-babalık rollerini algılayışları, aile içi iliÅŸkilerini yazılı olarak anlattıkları uygulamalar yapılmış ve birlikte tartışılmıştır. Bu tartışmalar alanda çalışan bir psikolog tarafından kaydedilmiÅŸtir. Grup çalışmasına katılmayan ebeveynler kontrol grubunu oluÅŸturmuÅŸtur.
Annelerin babalara göre depresyon düzeylerinin yüksek, tutumlarının ise daha olumlu olduğu ve depresyon düzeyi yüksek olanların benlik saygılarının daha düşük olduğu belirlenmiştir.
 
Grup danışmanlığı programına katılan zihinsel engelli (9) ve otistik (17) çocuğu olan ebeveynlerin her üç ölçekten aldıkları ön test- son test puanları arasında anlamlı bir değişiklik olmamıştır. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN AİLELERİN SOSYAL DESTEK ÖRÜNTÜLERİ VE BUNUN PSİKOLOJİK SAĞLIK İLE İLİŞKİSİ
 
Uzm. Psk. Arzu YURDAKUL, Uzm. Psk. Alev GİRLİ
 
ÖZET
Bu araÅŸtırmada otistik veya zihinsel engelli çocuÄŸa sahip olan anne ve babaların (N= 93, N= 66) sosyal destek ağı ve desteÄŸin psikolojik saÄŸlık ile iliÅŸkisi incelenmiÅŸ ve aynı yaÅŸlarda normal çocuÄŸu olan anne-babalarla sosyal destek ve psikolojik saÄŸlık açısından karşılaÅŸtırılmıştır. AraÅŸtırmada, sosyal destek, desteÄŸi saÄŸlayan kiÅŸilerin sayısı, desteÄŸin kimler tarafından verildiÄŸi ve sosyal destekten memnuniyet derecesi ölçülmüştür. Depresyon belirtileri gösterip göstermeme ve benlik saygısı psikolojik saÄŸlığı oluÅŸturmaktadır.
Engelli çocuÄŸa sahip anne-babalarının sosyal destek ağının engelli çocuÄŸu olmayan anne-babalara göre daha dar bulunmuÅŸtur. Analizler sonucunda, engelli çocuÄŸu olan ebeveynlerin birinci derecede kendi ailelerinden destek aldıkları, ve arkadaÅŸ desteÄŸinin az olduÄŸu saplanmıştır. Anne-babalarının % 19.5’i destek alabilecekleri bir kimsenin olmadığını belirtmiÅŸlerdir. En çok destek aldıkları kiÅŸi olarak % 83.5’ i eÅŸlerini ikinci olarak % 63’ü kendi annelerini ve üçüncü olarak da % 60’ı kardeÅŸlerini belirtmiÅŸlerdir.
Algılanan destekten memnuniyet, destek sayısı arttıkça artmaktadır (p<.05). Algılanan destekten memnuniyet derecesi ile depresyon puanları arasında anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

EVLİLİK İLİŞKİSİNDE ENGELLİ ÇOCUÄžA SAHİP OLMANIN ROLÜ
 
Dr. Mustafa ÖZEKES, Uzm. Psi. Alev GİRLİ, Uzm. Psi. Arzu YURDAKUL, Psi. Murat SARISOY
 
ÖZET
Bu araştırmada, zihinsel engelli veya otistik çocuğu olan ailelerde ortaya çıkan değişikliklerin neler olduğu incelenmiştir.
Birtchnell iş değerlendirme ölçeği zihinsel engelli çocuğu olan 104 ( 55 kadın, 49 erkek), otistik çocuğu olan 65( 31 kadın, 34 erkek) ve normal çocuğa sahip 99( 53 kadın 49 erkek) kişiye verilmiş ve eşlerini değerlendirmeleri istenmiştir. Engelli veya otistik çocuğu olan ailelerin puanları bağımlılık, kopukluk, kontrolcülük, güvenebilirlik alt boyutlarında normal çocuk ailelerinin puanlarıyla karşılaştırılmıştır.
Araştırmanın ikinci bölümünde ailelerden engelli çocuk doğmadan önceki evlilik ilişkilerini değerlendirmeleri istenmiş ve bununa birlikte yarı yapılandırılmış bir mülakat yapılmıştır.
Tek yönlü varyans analizi sonuçları engelli çocuÄŸu olan ailelerin eÅŸlerini , normal ailelere göre daha yönlendirici, daha güvenilir ve daha az bağımlı olarak deÄŸerlendirdiÄŸini göstermiÅŸtir. Engelli çocuÄŸun doÄŸumundan sonra eÅŸler daha yönlendirici ve daha bağımlı olmaktadırlar. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

YÜKSEK FONKSİYONLU OTİSTİK VE ASPERGER SENDROMLU ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE KAYNAŞTIRMA
 
Yard. Doç. Dr. Alev GİRLİ; D.E.Ü. Eğ. Bil. Fak. PDR AB Dalı
 
ÖZET
Yetersizliği olan bireylerin eğitimleriyle ilgili düzenlemeler, yatılı özel eğitim okullarından, akranlarıyla birlikte eğitim aldığı en az sınırlayıcı ortamda eğitim olan kaynaştırmaya kadar çeşitlilik göstermektedir.
Kaynaştırmayı, özel eğitim gerektiren bireylerin bir kısmının, yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte eğitim ve öğretimlerini sürdürebilmelerini sağlayan eğitim modeli olarak tanımlayabiliriz.
1970’lerde Avrupa ve Amerika’da baÅŸlayan ve “herkese eÅŸit eÄŸitim fırsatı saÄŸlanması” düşüncesinin eÄŸitsel bir sonucu (Özyürek, 1994) olan kaynaÅŸtırma eÄŸitimi hızla yaygınlaÅŸmıştır.
Bu uygulamaya bizden uzun yıllar önce başlamış olan Batı'da eğitimin niteliğini belirleyen mekân, teknik donanım, eğitim materyalleri gibi fiziksel koşullarla ilgili düzenlemelerin yapıldığı, sınıf mevcutlarının genellikle kaynaştırmaya uygun olduğu, kaynaştırma okullarında sınıf öğretmenlerini destekleyen destek personelin genellikle bulunduğu bilinmektedir.
Yetersizliği olan gruplar içinde en yeni tanılanmış grup olan ve bu nedenle daha az tanınan otistik özellikleri olan çocuklarla ilgili kaynaştırma uygulamalarında, yaşanan sorunları araştıran ve çözüm önerilerini içeren çalışmalarda daha yeni ve daha azdır. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

EĞİTİLEBİLİR ZİHİNSEL ENGELLİ BİR ÇOCUĞUN DÖRT YILLIK EĞİTİM SÜRECİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
 
Psikolog Özlem TEKELİ
 
ÖZET
Bu çalışma mental retardasyon tanısı olan, eÄŸitilebilir düzeydeki, E.K.’nın Ekim 1995- Ocak 1999 tarihleri arasında Portage’a göre düzenlenmiÅŸ dört yıl süreyle uygulanan, bireysel ve grup özel eÄŸitim programından yararlanma düzeyini, belirlemek amacıyla yapılmıştır.
E.K. 1998-99 eÄŸitim döneminde, ilköğretim kaynaÅŸtırma programına baÅŸlatılmış ve haftada üç saat bireysel özel eÄŸitimle desteklenmiÅŸtir. Birinci sınıf ikinci dönemde okuma yazmayı öğrenen E.K.’nın, bu süreçte edindiÄŸi akademik beceriler, çalışmada deÄŸerlendirmeye alınmamıştır.
E.K. bu eğitim döneminde (1999-2000) ikinci sınıfa devam etmekte ve bireysel özel eğitimle desteklenmektedir.
Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

ENGELLİ ERGENLER VE CİNSEL EĞİTİM
 
Uzman Psikolog Arzu YURDAKUL
 
ÖZET
Engelli ergenlerin cinsel yaÅŸamı o kadar sorun ve kuÅŸku yaratır ki, onların gereksinimlerine tam karşılık veren bir cevap bulmak zordur. Cinsel ve psikolojik (psikoseksüel) geliÅŸimlerinin özellikleri üzerinde ayrıntılı bir inceleme bulunmadığı için engelli ergenlere özel bir cinsel eÄŸitimin de nasıl uygulanacağı bilinememektedir. Cinsellik canlının yaÅŸamının baÅŸlangıcından ölümüne dek vardır ve özellikle de erinlik yıllarında kiÅŸinin yaÅŸamında büyük rol oynar. Erinlik, ergenliÄŸin baÅŸlangıç evresi olan ve ortalama 3 yıl (12-15 yaÅŸ) süren, en hızlı ve yoÄŸun bedensel ve cinsel deÄŸiÅŸimlerin yer aldığı evredir. Erinlik döneminde cinsel organlardaki geliÅŸim üreme fonksiyonuyla dolaylı olarak ilgili olan (tüylerin geliÅŸimi, göğüs ve kalçaların oluÅŸumu, vb.) ikincil cinsel özellikler ÅŸeklinde özetlenebilir (Yavuzer, 1985). Ergenlik çağı ise davranış bunalımlarının en yoÄŸun olduÄŸu bir dönem olarak ifade edilmektedir. ıster engelli ister normal olsun, her birey için 13-19 yaÅŸları arası yılların bunalımsız geçmesi çok ender görülür.

OTİSTİK ÇOCUKLARIN AİLELERİNE YÖNELİK GRUP REHBERLİĞİNİN ANNE BABALARIN DEPRESYON VE BENLİK SAYGISINA ETKİSİ
 
Yard. Doç. Dr. Alev GİRLİ; D.E.Ü. Eğ. Bil. Fak. PDR AB Dalı
 
Engelli bir çocukla yaşamak, çoğu anne baba için duygularını, düşüncelerini ve neredeyse tüm yaşam biçimini zorlayıcı etkileri olabilen bir durumdur. Bu durumda ailelerin kızgınlık, üzüntü, suçluluk, korku, kaygı ve utanma gibi duyguları yaşamaları olasıdır. Anne babaların bu duyguları yaşamaları, kendilerine saygılarını yitirmelerine ve depresyona neden olabilir. Bazı aileler, çocuğu reddedici, bazıları ise aşırı koruyucu davranışlar geliştirebilir. Anne babaların engelli çocuklarını kabullenme ve yeni duruma uyum sağlamakta zorlanmaları bu nedenler ve pek çok etmenin yanı sıra çocuklarının engeli hakkında gerçekçi ve yeterli bilgiye sahip olmamalarından kaynaklanmaktadır. Özellikle otizmin nedeninin bilinmiyor olmasının yarattığı belirsizlik, anne babaların endişe ve kaygı düzeylerinin daha yüksek olmasına, kabullenme sürecini ise daha da sıkıntılı yaşamalarına neden olabilmektedir. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

OTİSTİK ÇOCUKLARDA TEACCH PROGRAMININ GELİŞİMSEL DÜZEYE ETKİSİ: OLGU SUNUMU
 
Psk. Deniz VARIR
Uzm. Psk. Selin ATASOY
 
Otizm çeşitli alanlarda zorluklar ve anormallikle ile karakterize olan gelişimsel bir bozukluktur. Bu alanlar: iletişim yetenekleri, sosyal ilişkiler, zihinsel fonksiyonlar, duysal algılama ve davranış biçimleridir.
1970’lerin sonunda Eric Schopler otizmi duygusal bir bozukluk deÄŸil nörogeliÅŸimsel bir bozukluk olarak tanımlamasıyla beraber Teacch (Treatment and Education of Autistic and Related communication Handicapped Children) programını baÅŸlatmıştır. Amerika’ da North Carolina Üniversitesi’ nin Psikiyatri kliniÄŸinde Schopler, Mesibov ve arkadaÅŸlarınca geliÅŸtirilen Teacch Programı davranış deÄŸiÅŸtirme tekniklerine dayalı bir eÄŸitim programıdır.
Otistik çocuklarda yapılandırılmış özel eğitim ile önemli sonuçlar elde edildiği bilinmektedir. yapılandırılmış eğitimin amacı bu programların bu çocukların gelişiminde ihtiyaç duydukları açıklık ve öngörülebilirliği sağlayabilmesi, yapılandırmaya, kendilerini organize etmeye ve çevrelerine daha uygun bir şekilde cevap vermeye yardımcı olmasıdır. Eric Schopler, Teacch yaklaşımını; otistik bireye odaklanma ve bu bireyin becerileri, ilgileri ve ihtiyaçları çerçevesinde ona özel bir program geliştirmeyi içeren bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır. Yaklaşımdaki önemli noktalar bireyi merkez alma, otizmi anlama, uygun adaptasyonları benimseme ve var olan ilgi ve beceriler üzerine geniş çaplı bir müdahale stratejisi planlamadır. Yine Teacch programı çocuğun güçlü yanlarının ve ilgilerinin kullanılma, çocuğa anlamın anlaşılmasında yardım etme, anlamamadan kaynaklanın uyumsuzluğun giderilmesi, ebeveyn ile ortak çalışma ve çocuğa dikkatli ve doğru yerde devamlı yardım etme prensiplerine dayanır.

OTİSTİK BİR OLGUNUN DUYGULARI ANLAMA VE İFADE ETME BECERİSİNİN KAZANDIRILMASINA YÖNELİK DÜZENLENEN KISA SÜRELİ BİR EĞİTİM PROGRAMININ İNCELENMESİ
  
Uzm. Psk. Selin Atasoy
Psk. Ebru UylaÅŸ
 
Otizm sosyal ilişki kurma, iletişim becerileri ve yaratıcı etkinliklerdeki yetersizliklerle tanımlanmaktadır. Otizm, dili yorumlama ve diğer insanlarla kurulan duygusal ilişkilerde de kendisini göstermekte olan ve özellikle duyguları anlama ve ifade etme becerilerinde bireylerin güçlük çektiği nörogelişimsel bir bozukluktur.
Normal gelişim gösteren çocuklar bu alandaki becerileri dışarıdan bir öğretim sürecine ihtiyaç olmadan doğal gelişim süreci içerisinde kazanırlar. Bunun yanında otizmi olan çocuklar için bu tarz bir öğretim planı hazırlanabilir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, otistik çocukların duyguları anlama ve ifade etme becerilerini kazanabileceklerini ya da görünenle gerçeklik arasındaki ayrımı yapabileceklerini göstermektedir (Howlin,1999). Bu çalışmalardaki öğretim sürecinde bilgisayarları ve gerçek aktörleri de kapsayan çok çeşitli teknikler kullanılmıştır. Bu çalışmalar görevlerin tekrarlarından oluşmakla beraber ek olarak geribildirimin olduğu ve sonuçların anlamlı derecede tutarlı olduğu çalışmalardır. Hemen hemen tüm çocukların verilen görevlerde başarılı oldukları bazı vakaların 2 ay içinde görevleri tamamlayabildikleri görülmüştür (Howlin, 1999). Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

EL PARMAKLARINA DEĞERLER VEREREK KOLAY YOLDAN ÇARPMA ÖĞRETİMİ YÖNTEMİYLE ZİHİN ENGELLİ ÖĞRENCİLERE ÇARPIM TABLOSU ÖĞRETİMİ UYGULAMASI
 
Uzm. Psk. Ülkü Ünal
Okul Öncesi Öğr. M. Ali Özdoğan
 
Çocuklar birçok yönden birbirlerine benzemekle beraber, her çocuk bir diÄŸerinden farklıdır. Her çocuÄŸun kendine özgü, bedensel, biliÅŸsel, sosyal ve duygusal bir yapısı vardır. GeliÅŸim alanlarındaki yetersizliklerden dolayı, olumsuz yönde etkilenen çocuklarda, genel eÄŸitim hizmetleri yetersiz kalmakta ve özel eÄŸitim hizmetlerine gereksinim duyulmaktadır. Özel gereksinimli bireyler, bireysel özelikleri ve eÄŸitim yeterlilikleri açısından akranlarına göre anlamlı farklılık gösteren bireylerdir. Özel eÄŸitime gereksinimi olan çocuklar homojen bir grup deÄŸildir, sahip oldukları engel türüne ve derecesine göre çeÅŸitli gruplara ayrılmaktadır. Bu engel gruplarının önemli bir kısmını zihin engelli çocuklar oluÅŸturmaktadır. (Eripek, 1996)
Zihin engelli olan çocukların eğitim amaçlarından biri de, onlara işlevsel akademik becerilerin kazandırılmasıdır. İşlevsel akademik becerilerden bir tanesi olan matematikle ilgili becerilerin kazanılmasında dört işlem becerileri, önkoşul beceri olma özelliği taşımaktadır. Matematik ile ilgili becerilerin kazanılmasında, çocukların yaşadıkları güçlülüklerin büyük kısmı dört işlem becerilerindeki yetersizlikten kaynaklanmaktadır. Matematiksel işlemleri hızlı ve doğru bir biçimde yapılabilmesi ise, çarpma işlemi ile ilgili becerilerin yeterince kazanılmış olmasına bağlıdır (Campbell,1987, Mc Closekey, Harley ve Sokol 1991).
Matematikte yapılan hataların araÅŸtırıldığı çalışmalardan biri olan Cox (1975)’un engelli ve engelli olmayan öğrencilerle yaptığı bir araÅŸtırmada, tüm öğrencilerin çok büyük bir kısmının dört iÅŸlem becerilerinde gözlemlenen hatalarının, çarpma iÅŸlemlerindeki hatalardan kaynaklandığı belirlenmiÅŸtir. Zihin engelli çocuklar, bütün matematik becerilerinde olduÄŸu gibi çarpım tablosunu öğrenmede de sorun yaÅŸamakta, çoÄŸu çarpım tablosunu özellikle beÅŸlerden sonra ezberlemede zorlanmaktadır. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...

DERECELENDİRİLMİŞ DEĞİŞİM TEKNİĞİ KULLANILARAK OTİSTİK BİR ÇOCUĞUN BESLENME PROBLEMİNİN ÇÖZÜMLENMESİ: OLGU SUNUMU
 
Uzm.Psk. Semra Öztürk
 
Beslenme problemleri otizmde, normal gelişim gösteren çocuklarda rastlanan örüntülerden farklı bir biçimde karşımıza çıkabilmektedir. Otizmin karakteristik özelliklerinden olan detaylara yoğunlaşma, perseverasyon, dürtüsel davranışlar, duyusal bozukluklar, sosyal alanda yaşanan güçlükler ve bazı gıdaları biyolojik açıdan tolere edememe gibi nedenlerle, bu populasyonda yeme problemlerine daha sıklıkla rastlanabilmekte aynı zamanda ebeveyn kaygısı ve olumsuz beslenme örüntülerinin pekiştirilmesi, çocukla yaşanan iletişim güçlükleri de bu beslenme problemlerinin katı bir şekilde yerleşmesine neden olabilmektedir. Bununla birlikte bu çocukların sınırlı ilgi alanlarının bir yansıması olarak sınırlı ve takıntılı beslenme alışkanlıkları da karşımıza çıkabilmektedir. Makalenin tamamını okumak için tıklayınız...