Alev Girli ve Semra Öztürk Özgönenel ile Yapılmış Yeni Röportaj

Güncel Makale Listesi
17 Nisan 2018
PEP-R ( Psiko- Eğitimsel Profil ) Ölçeği Eğitimi
19 Ekim 2018
Tümünü Göster

Alev Girli ve Semra Öztürk Özgönenel ile Yapılmış Yeni Röportaj

Sn. Alev Girli, özel eğitimle ilgilenmeye ne zaman ve nasıl başladınız?

Özel eğitimle ilgilenmem biraz rastlantısal gelişti diyebilirim. Çocuklara yönelik psikolojik danışmanlık ve sanat- kültür çalışmaları yaptığımız bir merkezi ve bir anaokulunu 1989’da üç arkadaş kurmuştuk. Alsancak’taki merkezimizi arayan fizyoterapist sevgili Zuhal Temizkan Cerebral Palsy’li bir hastasının eğitimini üstlenip üstlenemeyeceğimi sormuştu. Randevulaştık, anne, Elvin ve Zuhal birlikte geldiler. Anne, kızının eğitimcisinin yurtdışına, ülkesine geri döndüğünü ve kızına bir eğitimci aradığını belirtti. Çocuğunun tedavi ve eğitimini bebeklikten itibaren önce Almanya’da, sonra Türkiye’de sürdürmüştü. Ancak şu anda çok çaresizdi, çünkü eğitimcisiz kalmışlardı. Ben üniversitede zihinsel özürlülerin eğitimi ile ilgili seçmeli bir ders almış ve bir sömestr Ankara Etlik’te eğitilebilir çocuklar okulunda uygulama yapmış olduğumu, ancak bunun yeterli olmayacağını belirterek üç aylık bir deneme süresi istedim. “Bu süre sonunda yararlı olursam çalışmaya devam ederim, yoksa bırakırım” dedim. Aile bu şartı kabul etti ve çalışmalara başladık.

Sanıyorum bu dönem başarılı oldu ki hala özel eğitimle ilgileniyorsunuz?

Evet. Ancak benim için çok zor bir üç ay olduğunu söylemeliyim. Elvin’i gördüğüm günün akşamı evdeki bütün ders notlarımı, teksirleri, kitapları yeniden karıştırdım, C.P. ve zihinsel engelli çocuklar hakkında ne buldumsa okudum. Ertesi gün kitapçılar ve kütüphane taraması ile yeni bir şeyler bulup okumaya başladım. Sonra da ilk çalışmalar için gerekli olduğunu düşündüğüm bazı oyuncak ve materyaller satın aldım.

İlk derslerde çalışma odasına anne ile birlikte girdik, çünkü Elvin oldukça agresif bir çocuktu, materyali fırlatma, saç çekme gibi pek çok uygunsuz davranışı vardı. İlk dersten sonra sınıfta materyal bulundurmamaya, kapı önüne koymaya başladım. İçeriye tek tek materyal alıp, çalışınca dışarı koyup yenisini alıyordum. Ayrıca çalışma sırasında küpe takmama, saçlarımı toplama, üzerime rahat edebileceğim giysiler giyme gibi pek çok önemli ayrıntıyı bir iki ders sonunda kavradım.

Bir saatlik dersten sonra kan ter içinde çıkıyor, 1-2 saatte kendime gelebiliyordum. Neyse uzatmayalım, bütün bunlara rağmen bu işten çok zevk aldığımı söylemeliyim. Üç aylık sürenin bitiminde Elvin’le kurduğumuz ilişki ve işbirliği artmış ve küçük gelişmeler gözlenmeye başlamıştı. Bunun üzerine aile ile çalışmayı sürdürmeye karar verdik.

Usta bir marangoz bulup Montessori oyuncaklarını ve başka pek çok materyali, kataloglardan çizim ve ölçülerini hazırlayarak yaptırdım.

Sanırım Semra’nın çalışmaya başlaması bu dönemlere rastlıyor?

Evet. Elvin’deki gelişmeyle birlikte ailenin yeni ailelere beni önermesi üzerine öğrenciler artmaya başladı. Bu arada Semra ile tanıştım ve birlikte çalışmaya başladık. Ankara’daki eğitim merkezlerini inceledik, yeni materyaller ve yayınlara ulaştık. Bu arada artan öğrenci talebi nedeniyle ben bir seçim yapma gereği duydum. Ya anaokulu ve normal gelişim gösteren çocuklarla ya da engelli çocuklarla çalışacaktım. Her biri yeni bir araştırma ve daha bireysel bir çalışma gerektiren engelli çocuklarla çalışmak mesleki olarak daha doyurucu geldiği için anaokulundan ve diğer çalışmalarımdan vazgeçtim. Işık Özel Eğitim 1991’de yalnızca özel eğitim gerektiren çocuklarla çalışmak üzere kuruldu.

Sanırım o yıllarda özel eğitim alanında daha geniş bir yelpazeniz vardı, öyle mi?

Engelli insanlarla ilgilenmeye başlayınca durumun vahametini kavradık. Devlet okulları çok yetersizdi, 7 yaşın altındaki çocuklar alınmıyordu ve sıra gelmesi için bazen 1- 2 yıl bekliyorlardı. Ayrıca her çocuğa uygun kurum da yoktu. Her yaştan, her engel grubundan öğrenci gelmeye başlamıştı. Biz zihinsel engelli, işitme veya konuşma engelliler ve otistik çocuklarla çalışıyorduk. Genellikle zihinsel engel ve cerebral palsy veya zihinsel engel ve epilepsi gibi birden fazla engeli olan çocuklar vardı.

İki yıl önce işitme ve konuşma engeli olan çocuklarla ilgili özel merkezler açıldı ve biz işitme engelli öğrencilerimizi o okullara gönderdik. Şimdi sadece zihinsel engelli ve otistik çocuklarla çalışıyoruz.

Hangi yaşta ve hangi özelliklere sahip çocukları eğitime alıyorsunuz?

Şu anda tanısı mental retardasyon (zihinsel engel) ve/veya otizm olan çocuklarla çalışıyoruz. Tanının üniversite hastaneleri çocuk psikiyatrisi servisleri veya sağlık kurulları, devlet hastaneleri, SSK hastaneleri sağlık kurulları veya M.E.B. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri tarafından konulması gerekiyor.

Eğer aile bazı şüphelerle bize gelirse biz bu kurumlara yönlendirip, önce tanı konmasını istiyoruz, sonra eğitim için program yapıyoruz.

Yaşa gelince, erken eğitim özellikle çok önemli. Bu nedenle tanı konduğu anda eğitime başlanabiliyor. Geçmiş yıllarda daha çok okul çağına yakın yaşlarda öğrenci gelirdi. Şimdi sevindirici olan özellikle otizmlilerde tanı yaşının iki yaş civarına gelmesi. Az sayıda da olsa altı ay- iki yaş arası bebeklik döneminde gelen öğrencilerimiz de oluyor. Üst yaş sınırı ise yok. Şu anda en büyük öğrencilerimiz 24- 25 yaş civarında.

Eğitim programları hangi faktörlere göre farklılaşıp, değişiyor?

Hastanelerden tanısı konularak merkezimize gelen çocukların ailelerinden ilk görüşmede olabildiğince ayrıntılı bilgi alınır. Sonra bir aylık bireysel değerlendirme programı uygulanır. Bu süre içinde çocuğun okula uyum süreci ile ilgili gözlemler, gelişimsel-eğitimsel değerlendirmesi, varsa problem davranışları belirlenir. Ve çocukla ilgili ilk değerlendirme raporu yazılarak “bireysel eğitim programı” hazırlanır. Aile ile toplantı yapılarak bu değerlendirme birlikte gözden geçirilir ve eğitim hedefleri tartışılarak son şekli verilir.

“Bireyselleştirilmiş eğitim programı” yapılırken çocuğun yaşı, bireysel özellikleri, kapasitesi, ilgileri, özel yetenekleri dikkate alındığı için, o çocuğa özgüdür ve onun programıdır.

Ayrıca başka eğitim kurumlarına (anaokulu, ilkokul, özel eğitim kurumu, vb.) devam eden bir çocuk ise oradaki çalışmalar hakkında olabildiğince bilgi toplanır, okulu ile iletişim kurularak çalışmalar arasında koordinasyon sağlanmaya çalışılır.

Çocukla ilgili değerlendirmeler üç aylık periyotlarla devam eder, her değerlendirmede gelişmeler ve varsa sorunlar nedenleriyle birlikte belirlenir, eğitim hedefleri gözden geçirilerek gerekli eklemeler yapılır ve aile ile toplantı yapılarak bilgi verilir.

Işık Özel Eğitim’in en önemli özelliklerinden biri aileyi eğitimin bir parçası kılmaya önem vermesidir. Her öğrencinin bir defteri vardır ve her öğrenciye düzeyine uygun ev ödevleri, ev çalışmaları verilerek ailenin de eğitimde rol alması sağlanır.

Peki hangi çocuğun bireysel, hangi çocuğun grup eğitimi alması gerektiğine nasıl karar veriyorsunuz, aile mi tercih ediyor?

Bebeklik dönemindeki zihinsel engelli çocuklar, hatta üç yaşa kadar olanlar bireysel eğitim alırlar. Bebeklik dönemi çalışmaları daha çok anne eğitimi, yani ev ağırlıklı programlardır. Çoğu zaman anne derse alınarak çocuğu ile nasıl çalışacağını öğrenmesi sağlanır. Bireysel eğitimdeki her çocuk değerlendirme dönemlerinde grup eğitimine alınıp alınmaması açısından da değerlendirilir.

Eğitilebilir veya daha iyi düzeydeki zihinsel engelli bir çocuk anaokulu veya ilkokula gidebilecek düzeye gelince kaynaştırmaya bu kurumlara yönlendirilecektir. Ancak bazı öğrencilerin bu entegrasyon sürecinden önce daha küçük gruplarda yaşıtlarıyla birlikte öğrenmeyi ve sosyal kuralları öğrenecekleri bir geçiş sürecine gereksinimleri vardır.

Daha ağır zihinsel engelliler ise böyle bir entegrasyonu yaşayamayacaklardır. Ancak onların da yaşıtlarıyla birlikte olmaya ve sosyal bir ortamda bulunmaya gereksinimleri vardır. Bu düzeydeki çocuklar grup içinde birlikte eğitim alabilecek dikkat ve davranış özelliklerine sahip olduktan sonra grup eğitimine alınırlar. Pek çok öğrenci için bireysel ve grup eğitimi farklı ağırlıklarda olsa bile birlikte uygulanır. Ve unutulmamalıdır ki yalnız grup eğitimine giden öğrencilerin de “bireysel eğitim programları” vardır.

Otistikler için de aynı yol mu izleniyor?

Bir yılı aşkın bir süredir otistikler için ayrı bir merkezimiz var. Bu merkeze birincil tanısı otizm olanlar kabul ediliyor. Bu merkezdeki uygulama, temel ilkelerde zihinsel engelliler okullarımızdaki uygulamalara benziyor tabii. İlk kabul, değerlendirme süreçleri ve ev çalışmaları değişmez kurallarımız. Sadece grup çalışmasında farklılıklar var. Biliyorsunuz, otizm sosyal ve iletişim becerilerinde yetersizlik olarak özetlenebilir. Bireysel eğitimle öğretmeni ile iletişim kurabilen, aile ile iletişim düzeyi artan çocuk için yaşıtlarıyla iletişim kurabilmesi için grup çalışması başlatılır. Grupları çocukların düzeyine göre 2, 3 veya 4 kişiden oluşturabiliyoruz. İletişim düzeyi çok sınırlı bir çocuksa iki kişilik bir grupla başlanıyor ve sayı yavaş yavaş arttırılıyor. Gruptaki eğitim süresi de çocukların gelişimine göre 1 saatten başlayıp 2,5 saate kadar arttırılıyor. Çocuğun okuldaki grupta sosyalleşme ve iletişim düzeyi geliştikçe önce kısa süreli, sonra daha uzun süreli olmak üzere anaokuluna yönlendiriliyor. Tabii ağır derecede otistik özellikleri olan veya otizmin yanısıra zihinsel engeli olan çocuklar çoğu zaman anaokulu veya yaşı gelince ilkokula gidemeyecekleri için merkezimizde bireysel ve grup eğitimine devam ediyorlar.

Özellikle şunu gözden kaçırmamak gerekiyor; her çocuğun potansiyellerini açığa çıkarmak ve onu maksimum düzeyde geliştirmek için adım adım değerlendirme yapmak çok önemlidir. Her adımda eğitim programının içeriğinde özbakımdan, motor becerilere, sosyal becerilerden ev içi çalışmalara kadar pek çok çalışma çoğu zaman iç içe yer alır. Zaman zaman bazı alanlardaki beceriler daha ağırlık kazanabilir. Bu hem zihinsel engelliler, hem de otistikler için geçerlidir.

Sanat, spor, kültürel-eğitsel geziler gibi programlara kimler alınıyor?

Resim, seramik, vb. gibi sanatsal uğraşılar ve elişi gibi daha çok üretkenliğe yönelik çalışmalar grup eğitimindeki yetişkin öğrenci sınıflarında akademik çalışmayla birlikte yürütülüyor. Ayrıca öğretilebilir düzeyde, ancak belli alanlara ilgisi veya yeteneği olan çocuklar da bu tür çalışmalara yönlendiriliyor. Bu çalışmalar için branş öğretmenleri var ve program dahilinde çalışmalarını sürdürüyorlar.

Kamusal alan becerileri için, geziler, otobüs, vapur kullanma, alışveriş yapma, kafe veya fast food mekanlarına gitme, yiyecek-içecek siparişi verme gibi birçok beceri önce okulda sonra gerçek ortamında çalışılıyor.

Oistik öğrenciler için ise Cumartesi günleri müzik kursumuz var. Çocuklarımızın kursa katılması konusunda eğitimcilerimizle yaptığımız değerlendirmelerden sonra karar veriyoruz.

Biraz da “Aile Eğitim Programlarından” bahseder misiniz?

Önceleri kurum dışındaki uzmanların da katılımıyla konferanslar, tartışmalı toplantılarla aileleri daha çok bilgilendirmeye yönelik programlar yaptık. 1995 yılında master tezim için engellilerin aileleriyle yapılan çalışmaları inceleyerek ve bizim ailelerimize uygulayabileceğimiz bir program oluşturdum. 96’dan beri, yani üç yıldır bu programı uyguluyoruz. Program iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm bilgilendirici psikolojik danışmanlığı, ikinci bölüm ise beceri öğretimini içeriyor. Aile eğitim programına katılım zorunlu değil, dileyen anne- babalar katılıyor.

Aile kulübü ve kütüphane ile neleri amaçlıyorsunuz?

Aile kulübü ile, ailelerin bir araya gelip sohbet edebilecekleri, sosyal faaliyetler düzenleyip gazete, dergi, kitap, makale, vb. okuyabilecekleri bir alan yaratmaya çalıştık. Burada yapılacak çalışmaların programını gönüllülerden oluşan aile kulübü üyeleri gerçekleştiriyor, bizden katkı isterlerse katılıyoruz. Aile kulübümüz en son olarak Kuşadası’na yatılı bir gezi düzenledi. Bu binada ayrıca çocuklar için eğitim araç gereçleri, yardımcı kitaplar da satılıyor.

Ar-Ge ne gibi çalışmalar yaptı?

Bu birimin çalışmaları 97 Kasım’ ında başladı. Sevgili Arzu’nun çok büyük katkıları var. Geçen yıl dört kişilik bir ekiple dört ayrı araştırma gerçekleştirdik ve psikoloji kongresinde sunduk. Ayrıca pek çok makale çevirisi yapıldı. İnternet bağlantısı ile pek çok enstitüyle ilişki kurduk ve alanımızdaki gelişmeleri sürekli izliyoruz. Ar-Ge çalışmaları kapsamında “Cinsel Eğitim”, “Otizm” ve “Kardeşler” le ilgili üç kitapçığımız da yakında yayınlanacak.

Peki bu kadar çok işi kaç kişi ile gerçekleştiriyorsunuz?

Işık Özel Eğitim, Alsancak’ta dört ayrı binada bu hizmetleri sunuyor.

Işık 1, Zihinsel Engelliler Bireysel Eğitim Merkezi,

Işık 2, Zihinsel Engelliler Grup Eğitimi Merkezi,

Işık 3, Otistikler Bireysel ve grup Eğitimi Merkezi

Işık 4, Ar-ge, Aile Kulübü, Kütüphane.

Okuların müdürleri Işık 1’de Dr. Psi. Mustafa Özekes, Işık 2’de Uzm. Psi. Semra Öztürk, Işık 3’te de benim. Bizim dışımızda 16 psikolog var. 4 çocuk gelişimcisi, 1 ilkokul öğretmeni, 1 elişi öğretmeni, 1 beden eğitimi öğretmeni, 1 el sanatları öğretmenimiz var. ^kadrolu öğretmen yardımcımız, 6 stajyer öğretmen yardımcımız, 1 idari işler müdürü, 1 muhasebe müdürü, 1 büro personeli ve 5 hizmetlimizle oldukça geniş bir aileyiz. Ayrıca İzmir’in değişik semtlerinden öğrenci getiren 2 tane de servisimiz var.

On yıl önce, yani başladığınız dönemdeki Özel Eğitim Hizmetleriyle bugünkü hizmeti karşılaştırır mısınız?

Kendi kurumumuz açısından baktığımızda çok büyük değişiklikler oldu. Öncelikle bizler bu işi kuran ve yürüten kişiler olarak çok deneyim sahibi olduk. Ayrıca master, doktora gibi akademik çalışmalarla bilgilerimizi geliştirdik. Yurtdışı geziler yaparak, yurtdışındaki okullarla ilişkiler kurarak ve internet aracılığıyla gelişmeleri izleyip, kendimize uygun olanları uyarlamaya çalışıyoruz.

Özel eğitimde eleman sorunu var, yetişmiş eleman bulmak çok güç. Biz hizmet içi eğitim programından geçirdiğimiz psikologlarla çalışmayı yeğliyoruz. İlk yıllarda özel eğitimde sürekli çalışmayı düşünen eleman bulmak çok zordu ve sık sık eleman değişirdi. Son üç yıldır elemanlarımız daha kalıcı oldu, çok az değişiklik yaşadık. Okulun kapasitesi arttıkça da yeni elemanlar geliyor. Hizmet içi eğitim eski ve yeni öğretmenler için farklı yoğunluklarda, sürekli var. Eğitimi eskiye göre çok çeşitlendirdik. Okul dışı gezilerimiz, yıl sonu gösterilerimiz, sergilerimiz, sosyal etkinliklerimiz çok arttı.

Aile eğitim programlarımız düzenli yapılıyor. İlk yıl 13 kişi ve 1 defayla sınırlı olan aile eğitim programları 98’de 54 kişi ile ve 4 kez gerçekleşti.

Geçen yıl engel gruplarını tanıtan broşürler çıkardık, kitapçıklar ve dergi ise bu yıl gerçekleşiyor. Bütün bunlar 9 yıl önce hayallerimizdi, bugün gerçeklerimiz oldu.

Özel eğitim genelinde de iyi gelişmeler var. En önemlisi tanı süreçleri hızlandı ve erken eğitimin önemi hem aileler, hem de tanıyı koyan hekimler tarafından daha çok anlaşılır oldu. Sanırım özel eğitime gönül ve emek veren az sayıda eğitimcinin ve ailenin çabalarıyla çocuklarda görülen somut gelişmeler özel eğitime yönelik olumsuz yargıları ya da bilgi yetersizliğini kırmada önemli oldu. Diğer bir önemli gelişme özel eğitim merkezlerinin çoğalması. Artık özel eğitimle uğraşan bizlere mazoşist gözüyle bakılmıyor, pek çok meslektaş bu alanı sevmeye başladı. Gerçekten sevenlerle, iyi bir “iş” alanı olarak sevenleri ayırt etmek ve hızla çoğalan okullardan iyi olanları bulabilmek ise aileye kalıyor.

Burada ailelere küçük bir not; çocuklarınız için anaokulu veya ilkokul ararken iyi okul, iyi öğretmen arar, sorup soruşturursunuz. Lütfen engelli çocuğunuz için de bunu yapın. Kurucusu kim, daha önce nasıl işler yapmış, neden bu işi seçmiş, diploması, uzmanlığı nereden? Gibi soruların yanıtlarını bulmadan çocuğunuzu hemen en kolay ulaştığınız yere bırakmayın. Ne yazık ki bugün için özel eğitim herkesin el attığı bir alana dönüştü ve herkes iyi niyetli olmayabiliyor, ya da iyi niyetli ama yeterince bilgili ve deneyimli olmayabiliyor.

Diğer bir iyi gelişme, devletin ailelere, engelli çocuklarıyla ilgili daha çok yardımcı olması ve bu amaçla pek çok yeni düzenleme yapması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir